Etiket: takıntı

  • Takıntılı Bağlanmanın Hikayesi

    Onu tanıyan herkes fark ediyordu: takıntılı bağlanma hali hayatının merkezine oturmuştu.
    Sanki kendi kimliği yokmuş gibi, tüm varlığını karşısındaki kişiye bağlamıştı.

    Sabah uyanır uyanmaz aklına ilk gelen şey oydu. Gün boyu zihni sürekli onunla meşguldü. Telefonunu defalarca kontrol eder, sosyal medyada ne yaptığını takip ederdi. Bu yoğun odaklanma, psikolojide limerence diye adlandırılan bir durumun tam karşılığıydı.

    Arkadaşlarıyla buluştuğunda bile sohbetin yönü hep ona kayardı. Bir mesaj gelmediğinde kaygılanır, küçük bir gecikmeyi bile reddedilme işareti olarak görürdü. İçinde büyüyen bu kaygı, sevgiden çok obsesif aşk halini almıştı.

    Kıskançlıkları, sahiplenme isteği ve sürekli kontrol etme davranışları ilişkisini yıpratıyordu. O ise farkında değildi; çünkü tüm benliğini bu bağa teslim etmişti. Reddedilmeye karşı aşırı duyarlıydı, en ufak mesafeyi bile kriz olarak yaşardı.

    Onu izlerken, takıntılı bağlanmanın nasıl bir insanı yavaş yavaş tükettiğini görmek mümkündü. Sevgi değil, bağımlılık ve kaygı vardı.

  • Heba Edilen Hisler

    Bir ilişki uğruna kendini feda etmek, aslında çok az insanın göze alabileceği bir şeydir. Fedakârlık gördüğümüzde, bizi ailemizden bile çok seven insanlarla karşılaştığımızda çoğu zaman telaşa kapılırız. Çünkü içten gelen sevgiyi mi yoksa altında gizli bir niyeti mi gördüğümüzü ayırt etmek kolay değildir.

    Bazen bir şehir değiştirilir, bazen sırf o kişi için yeni bir eşya alınır. Tüm bunlar, birlikte geçirilecek birkaç dakikalık mutluluk uğruna yapılır. Ancak karşılık bulmayan fedakârlıkların ardında kalan hisler, zamanla birer yük haline gelir.

    Sevgi mi, yoksa takıntı mı olduğu belirsiz bu çabalar, karşı tarafın değer vermediği noktada sadece hüsrana dönüşür. Heba edilen hisler, aslında en çok da kişinin kendi değerini görmezden gelmesinden doğar. Çünkü karşılığı alınmayan duygular, en sonunda insanı kendi içinden tüketir.