Pazartesi Sendromu ile Barışmak

Pazartesi sabahı alarm çaldığında insanın içinde iki kişi yaşıyor gibi hissediyorum. Biri “Hadi kalk, yeni hafta başladı” diyo diğeri battaniyeye daha sıkı sarılıp “Beş dakika daha…” diye pazarlık yapıyor. O beş dakika nasıl oluyosa kırk dakikaya dönüşüyor pek anlamdıramıyorum.

Kahvaltı hazırlarken telefonun şarjı yüzde üç, benim enerjim yüzde iki oluyor. Aynaya bakıp “Bugün harika görünüyorum” demeyi bekliyorum ama aynadaki ifade daha çok “Kahve içmeden konuşmayalım” diyo.

Gün içinde bir anda motivasyon geliyor; yapılacaklar listesi hazırlanıyor, hayat düzene gircek sanıyorum. Tam o sırada biri “Müsait misin?” diye yazıyor ve bütün planlar internet bağlantısı gibi kopuyor.

Akşam olduğunda “Bu gece erken uyuyacağım” kararı alıyorum. Sonra kendimi saat 00.43’te “Panormal olaylar” videosu izlerken buluyorum.

Sanırım yetişkinlik tam olarak bu: Sürekli plan yapmak, planları bozmak ve ertesi gün yeniden denemek. Ama işin güzel tarafı da burada; her pazartesi biraz tökezlesek bile haftaya yeniden başlama şansımız oluyo.

Yorumlar

Yorum bırakın